İstanbul Psikoloji’ye Giriş II – Daha yakından bakış

Tercih döneminin ardından aramıza yeni katılacak taze psikolog adaylarına hitaben Ecem Tamer’in fragman tadındaki yazısından esinlenerek bir şeyler yazmak istedim. Birinci sınıf gözlemlerini aktardığı bu yazıda diğer birçok arkadaşım gibi kendimi gördüm ve şaşkınlıkla iki yılın çabucak geçip de artık 3.sınıf olduğumu düşündüm. Belki de şu yazdığıma yeni mezun arkadaşlarım isyan edip “Biz 4 yılın nasıl geçtiğini anlamadık sen neyin kafasındasın!” diyebilirler ki dediler de 🙂 Ben de kendi çapımda zamanın nasıl geçtiğine şaşırıyorum hoş görün işte 🙂 Hafızası çok da güçlü olmayan biri olarak kayıt gününü, okuldaki ilk günü, oryantasyon gününü, ilk ders gününü(ki bu oryantasyonun hemen ertesi günü sabah 08.00 sularındaki sınıfça kafamızı biraz duvara tosladığımız bir dersti) sanki çok yakında olmuş gibi hatırlamak garip geliyor.

Neyse gelelim İstanbul Üniversitesi’ne, İstanbul Psikoloji’ye… Şimdiye kadar gördüğüm, yaşadığım şeylerden küçük ipuçları vermek istiyorum:

– Öncelikle birçok kişi hayalini kurduğu büyük İstanbul Üniversitesi kapısından girip ders görmeyeceğini öğrendiğinde biraz bozulacak.

– Daha sonraki kriz(kızlar için) kız öğrenci nüfusunun oldukça fazla olduğu bir fakültede tahmin ediyorum çoğu kişi kızlar tuvaletini arayıp bulamayacak.

– Çoğu kişi okulun karmaşık koridorlarında kaybolup çok dolaşacak ama yine de bu eski ve gösterişli binaya hayran kalacak.

– Fakülte içindeki kedileri sevenler, sevmeyenler, korkanlar olacak. Hem sevip hem de “yettiniz be” diyenler olacak(özellikle kantindekilerden). Ayrıca zamanla kedileri tanıyıp selam bile vereceksiniz. Hatta “bu bizim koridorun kedisi bu katta ne işi var” diyebilirsiniz bile. Ara sıra eğitim aşkıyla derslere giren kedilere de değinmeden geçemeyeceğim.

– Gözünüz kapalı bulacağınız en önemli yer Amfi 3 olacak. Diğer amfilerin yerini uzun bir süre arayacaksınız.

– Birinci sınıf boyunca “çok boş zamanımız var, çok az dersimiz var” diye yakınanlar olacak. Ya da bunu değerlendirip uzun tatiller yapanlarınız.

– Sizin de onlarca “ilk hastanız” olacak. Psikoloji okuduğunuzu öğrenince yalan yanlış bütün psikoloji bilgisini size anlatmaya kalkan bir sürü insanla uğraşacaksınız.

– Sürekli adını duyduğunuz psikolojik filmler olacak.

– Piaget sizin babanız, Vygotsky canınız olacak(bir Sema Hoca deyişidir). Erikson her yerden çıkan gıcık olduğunuz ama kopamadığınız arkadaşınız olurken, Freud’un neyiniz olduğunu tanımlayamayacaksınız.

– Hergele meydanı en acil işlerinizden, boş vakitlerinize kadar genel buluşma noktanız olacak. Asıl adının Şeref Holü olduğunu çok sonra öğreneceksiniz(tabii bu yazıyı okumazsanız). Çünkü hocalar bile kendisine Hergele diye hitap ediyor.

– Ayrıca Hergele’de her türlü etkinlik, eylem, halay çeken öğrenciler vs. aklınıza ne gelirse şahit olacaksınız.

– Zaman zaman adeta okulun içinde yaşayan polisler sizden biri olacak.

– Yaz, kış orta bahçedeki boş olan havuzun etrafında oturup ders aralarını dolduracak ve bazı öğrencilerin orta bahçenin demirbaşı olduğunu düşüneceksiniz.

– Vize, final dönemi gerçekleşen not alışverişinde fotokopiciler için “ne para götürüyorlardır be” muhabbetleri bitmeyecek.

– Ayrıca sınav dönemi dolup taşan Merkez Kütüphanede sabahlamak en büyük hobiniz olurken, 2 hafta boyunca kütüphanede yaşayanlara da şahit olabilirsiniz.

– Okula yakından gelenlerinizle, uzaktan gelenleriniz arasında “ben iki saat yol geliyorum her gün, sen gelmeye üşeniyorsun” gibisinden tatlı tartışmalar yaşanacak.

– İstanbul’un göbeğinde, adım atsanız tarihi bir yer ya da bir turistle karşılaşacağınız, bazen istemediğiniz kadar kalabalık olan caddeler, sokaklar, tramvaylara rağmen İstanbul Üniversiteli olmanın keyfini yaşayacaksınız.

– İstanbul Psikoloji’nin sıcak insanlarıyla tanışıp bu kocaman aileye dahil olacaksınız. O seminer senin, bu etkinlik benim, hadi şu maça da gidelim, aa Psikoloji Günleri de varmış diyerek günleriniz geçecek.

Her şeye rağmen hayatınızdaki “iyi ki”lerden biri olacak İstanbul Üniversitesi.

Anlattıklarımın kulağa hoş geldiğini umarak, tüm gevezeliğime katlandığınız için teşekkür eder ve tekrar İstanbul Üniversitesi’ne hoş geldiniz derim 🙂

 

Elif Balıkçı

İÜ Psikoloji 3.sınıf

Reklamlar

“İstanbul Psikoloji’ye Giriş II – Daha yakından bakış” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s